İzmirli kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Özlem Gültekin, 13 Ağustos'ta kliniğinde fenalaştıktan sonra 48 yaşında hayatını kaybetti. Gültekin'in vefatının ardından kamuoyuna yansıyan iddialar tartışılırken, boşanma aşamasındaki eşi olduğu belirtilen gazeteci ve iş insanı Erhan Çelik, kendi YouTube kanalında açıklama yaptı.
Çelik, açıklamayı oğlunun geleceğini ve yaşamını korumak amacıyla uzun süre beklettiğini söyledi. “O kadar sabrettim, o kadar sabrettim ki ben taş olup çatladım yine de hiçbir şey demedim” diyen Çelik, ölümün ardından yapılan haberler ve sosyal medya paylaşımlarına tepki gösterdi.
ORTAK YAS ÇAĞRISINI HATIRLATTI
Erhan Çelik, Gültekin'in ailesiyle vefatın ilk gününde kamuoyuna ortak bir çağrı yaptıklarını belirtti. Çelik, bu çağrıda Gültekin'in hatırası ve geride kalanların yasına saygı gösterilmesini istediklerini anlattı.
Çelik, henüz sonuçlanmadığını söylediği otopsi raporunun sonuçlanmış gibi yayıldığını öne sürdü. Eski avukat, astrologlar ve Gültekin'i tanımadığını söylediği kişiler üzerinden yayılan içeriklere tepki gösteren Çelik, “Bundan sonra annesiz kalan bir evladı büyüteceğim ve Allah ömür verirse her anımda yanımda sadece ben olacağım” ifadelerini kullandı.
Çelik, bu yayınların kendisini ve ailesini hedef aldığını savunarak, “Yalanlar üzerine dedikodu yapanlar, siz de bu günaha ve vebale ortaksınız” dedi.
OLAY YERİYLE İLGİLİ İDDİALAR
Çelik, Gültekin'in kliniğinde çalışan üç personelin ilk ifadelerinde, Gültekin'in son iki günü klinikte geçirdiğini ve olay günü anestezide kullanılan, uyuşturucu etkili propofolden aşırı doz aldığını beyan ettiklerini ileri sürdü.
Olay yerine polis gelmeden önce temizlik yapıldığını öne süren Çelik, “Ha bu arada alelacele polis olay yerine gelmeden ortalığı pırıl pırıl yapmışlar, temizlemişler. Tüm deliller atılmış” dedi. Çelik, olay yeri inceleme ekiplerinin bazı materyalleri çöp konteynerinde bulduğunu iddia etti.
Kameraların çıkarıldığı ve çalışmadığı yönünde ifade verildiğini de savunan Çelik, bu kameraların kısa süre önce başka bir davada çalıştığına dair ifadeler bulunduğunu öne sürdü. Çelik, savcılığın ölümü şüpheli bulduğunu ve bunun birçok nedeni olduğunu söyledi. Bu iddialara ilişkin savcılıktan veya soruşturma makamlarından kaynak metinde yer alan bir açıklama bulunmadı.
2023'TE ÖĞRENDİĞİNİ SÖYLEDİ
Çelik, Gültekin'in anestezi maddesi kullanımını evlendikten yıllar sonra, 2023'te evdeki güvenlik kamerası sayesinde tesadüfen öğrendiğini anlattı. Kullanımın 12 yıllık geçmişi olduğunu ileri süren Çelik, maddelerin nasıl temin edildiğine ve kimler tarafından uygulandığına dair telefon ile dizüstü bilgisayar kayıtlarına ulaştığını savundu.
Elindeki bilgi, belge ve görselleri savcılıkla paylaştığını belirten Çelik, Gültekin'in tedavisi için 2023'ten itibaren iki yıl boyunca yurt içinde ve yurt dışında çaba gösterdiğini söyledi. Çelik, tedavi girişimlerinin sonuç vermediğini ifade etti.
Çelik ayrıca, Ocak 2025'te İstanbul 13. Aile Mahkemesi'ne başvurduğunu ve rahatsızlığa ilişkin delilleri mahkemeye sunduğunu anlattı. Oğlunun geleceğini gerekçe göstererek söz konusu görüntüleri medya ve kamuoyuyla paylaşmadığını belirten Çelik, mahkeme ve savcılıkta gizlilik kararı talebini kendisinin ilettiğini söyledi.
ŞANTAJ SÜRECİNİ ANLATTI
Çelik, Gültekin'e ait görüntülerin satılmaya çalışıldığı yönündeki olayın çarpıtılarak yayıldığını savundu. Gültekin'in yanında çalışan bir yardımcının görüntüleri satmak için kendisine ulaştığını öne süren Çelik, başkalarına da satılabileceği ve oğlunun karşısına çıkabileceği endişesiyle emniyete başvurduğunu söyledi.
Çelik'in anlatımına göre polis, görüşme öncesinde dinleme cihazı taktı; buluşma sırasında suçüstü işlemi yapıldı ve olayla ilgili kadın cezaevine gönderildi. Çelik, bu olayın Gültekin'in ölümünden 6-7 ay önce yaşandığını belirtti.
Bazı haberlerde olayın farklı aktarıldığını savunan Çelik, “Ben ihbar etmişim, ben engellemişim yok! Algı operasyonu böyle yapılır çünkü” dedi. Çelik, kendisi ve ailesi hakkında bilgi sahibi olmadan yorum yapanlara tepki göstererek hakkını helal etmeyeceğini ifade etti.

