48 yaşındaki kadın doğum uzmanı Özlem Gültekin Çelik, 13 Ağustos 2026’da İzmir’deki kliniğinde ölü bulundu. Boşanma aşamasında olduğu belirtilen eşi Erhan Çelik, ölümün ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Çelik, dilekçesinde eşinin uzun süredir anestezide kullanılan bazı ilaçlara bağımlı olduğunu, bu ilaçların üçüncü kişiler aracılığıyla yasa dışı biçimde temin edildiğini öne sürdü. Çelik’in sunduğu bilgi ve belgeler üzerine savcılık tarafından soruşturma başlatıldığı aktarıldı.
BAĞIMLILIK İDDİASI VE BOŞANMA DAVASI
Suç duyurusunda adı geçen kişiler karartıldı. Dilekçedeki iddialar, soruşturma makamlarınca henüz doğrulanmış bir olgu ya da kesinleşmiş adli tespit olarak yer almıyor. Çelik de eşinin kesin ölüm nedeninin bu aşamada belirlenmediğini ifade etti.
Erhan Çelik, başvurusunda Özlem Gültekin Çelik’in evliliklerinden önce anestezide kullanılan ilaçlara bağımlı hale geldiğini iddia etti. Kaynak metinde yer alan bilgilere göre Çelik, durumu 2023 yılında öğrendiğini, yurt içinde ve yurt dışında tedavi desteği sağladığını ancak sonuç alamadığını ileri sürdü.
Çelik, Ocak 2025’te boşanma davası açtığını ve müşterek çocuğun velayetini bu gerekçeyle istediğini belirtti. Eşine şiddet uyguladığı şeklinde yansıtılan görüntülerle ilgili olarak ise çantadaki ilaç ve enjektörleri kayıt altına almaya çalışırken Özlem Gültekin Çelik’in telefonu almaya yöneldiğini savundu.
Dilekçede, Özlem Gültekin Çelik’in anestezi ilaçlarının yanı sıra Lyrica olarak bilinen yeşil reçeteli hapları da kullandığı öne sürüldü. Bu beyanlar, Erhan Çelik’in savcılığa sunduğu iddialar arasında yer aldı.
İSİMLER VE BANKA HAREKETLERİ İDDİASI
Erhan Çelik, eşine son üç yıl içinde madde temin ettiği, ilaç enjekte ettiği veya bu sürece yardımcı olduğu iddiasındaki kişilerin bilgilerini ve elindeki delilleri savcılığa verdiğini belirtti. Dilekçede kişilerin adları ile telefon bilgileri karartılmış halde yer aldı.
Çelik, bazı kişilerin Özlem Gültekin Çelik’in kliniğinde çalışmadığını, ancak ilaçların tedarikine yardımcı olduklarını ve enjekte ettiklerini iddia etti. Eşinin banka hesaplarının incelenmesi halinde, bu kişilere para gönderildiğinin anlaşılacağını savundu.
Başvuruda ayrıca, Özlem Gültekin Çelik’in 7 Ağustos 2026 gecesi Narlıdere’de bir adrese giderek anestezi içerikli ilaç kullandığı da ileri sürüldü. Çelik, eşinin telefonuna savcılık tarafından el konulduğunu ve inceleme sonucunda başka kişilerin de tespit edilebileceğini düşündüğünü kaydetti.
ADLİ TIP SEVKİ VE TEST KAYDI
Kaynak metindeki bilgilere göre, boşanma dosyasının görüldüğü aile mahkemesi iki ay önce Özlem Gültekin Çelik’in test vermesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevkine karar verdi. Ancak Çelik’in bu testi vermediğinin kayıtlara geçtiği belirtildi.
Erhan Çelik, boşanma dosyasına bu konudaki bilgi ve belgeleri avukatı aracılığıyla sunduğunu ifade etti. Savcılığa yaptığı son başvuruda da yeni tespit edeceği delilleri dosyaya iletmeyi sürdüreceğini bildirdi.
Öte yandan kaynak metnin giriş bölümünde davanın İstanbul 13. Aile Mahkemesi’nde görüldüğü belirtilirken, dilekçe metninde İstanbul Anadolu 13. Aile Mahkemesi ifadesi kullanıldı.
ŞANTAJ VE KAMERA KAYITLARI TALEBİ
Çelik, eşinin madde kullandığı sırada çekildiğini ileri sürdüğü görüntülerin kendisine gönderildiğini ve şantaj yoluyla para istendiğini iddia etti. Bu olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na daha önce başvurduğunu, İzmir 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2026/369 esas sayılı dosyasında kamu davasının sürdüğünü belirtti.
Dilekçede, klinikte güvenlik kamerası bulunduğu, ancak olay tarihinde kayıt yapılmadığının çalışanlar tarafından öne sürüldüğü aktarıldı. Erhan Çelik, kameraların kasten kapatılıp kapatılmadığının araştırılmasını istedi.
Çelik ayrıca, eşinin ölü bulunduğu sırada karartılan isimli bir kişinin boş enjektör ve ilaç kutularını topladığı, temizlik yaptığı ve materyallerin çöpe atıldığı iddiasını dile getirdi. Bu materyallerin olay yeri inceleme ekiplerince çöp kutusundan alındığını savundu.
ÖLÜM NEDENİ İÇİN ADLİ SÜREÇ
Erhan Çelik, dilekçesinde eşinin damar yollarının yıprandığını öne sürerek, adı karartılan bir kişinin olay tarihinde enjektörü yapmış olabileceğinden şüphelendiğini belirtti. Çelik, “Eşimin kesin ölüm sebebi şu aşamada belli değildir” ifadesini kullandı.
Başvuruda, ilaçları sattığı, temin ettiği veya aracılık ettiği iddia edilen kişilerin tespit edilmesi ve haklarında yasal işlem yapılması talep edildi. Soruşturmanın seyri ile Adli Tıp incelemesinden çıkacak sonuç, ölüm nedenine ilişkin değerlendirme açısından belirleyici olacak.

