Doç. Dr. Derya Hekim, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve geleceği hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. ABD'nin büyük borç yükünden başlayarak, Türkiye'deki kontrollü kur politikasının sınırlarına kadar geniş bir perspektifle ekonomiyi ele aldı. Hekim, "bıçak kemiğe dayandı" diyerek önemli uyarılarda bulundu.
Hekim, ABD'nin 40 trilyon doları aşan toplam borcuna dikkat çekerek bu durumun küresel piyasaları nasıl etkileyebileceğini değerlendirdi. Türkiye'deki enflasyonist baskılar ve kur politikaları üzerine de görüşlerini paylaştı.
TÜRKİYE'DEKİ EKONOMİK DURUM
Doç. Dr. Hekim, ABD'nin borçlarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) %106'sına denk geldiğini ve bu oranın 2030 yılı sonunda %126'ya ulaşmasının beklendiğini belirtti. Bu borçlanmanın enflasyonist etkileri olduğuna dikkat çeken Hekim, ABD tahvillerine yatırım yapanların daha yüksek risk primi talep ettiğini vurguladı.
Hekim, küresel piyasalarda yüksek faiz ortamının kalıcı hale geldiğini ve yapay zeka yatırımlarıyla birlikte reel faiz oranlarının yükseldiğini ifade etti. Ayrıca, kamu borç piyasalarında olası bir sıkışmanın, 2010 Avrupa borç krizine benzer şekilde diğer borçlu ülkeleri de etkileyebileceği konusunda uyardı.
Doç. Dr. Hekim, Türkiye'de reel sektörün desteklenmesi yönündeki taleplerin arttığını belirtti. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın programda köklü değişim olmayacağı açıklamalarına rağmen, sahada zorunlu değişimlerin başladığına işaret etti.
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan'ın 'bıçak kemiğe dayandı' sözlerini hatırlatan Hekim, Türkiye'nin uzun süredir reel kur üzerinden yürüttüğü programın sınırına gelindiğini ifade etti. Döviz kurundaki aylık artışın %1,2'den %1,7'lere çıktığını ve bu oranın yakında %2 civarına ulaşabileceğini öngördü.
MALİYE POLİTİKALARI VE DEZENFLASYON
Hekim, Türkiye'nin 3 yılı aşkın süredir bir dezenflasyon programı uyguladığını hatırlatarak, talebin azaltılmasının yurt içi arzı da düşürdüğünü ve fiyat düşüş hızını yavaşlattığını belirtti. Ekonomi yönetiminin maliye politikası aracılığıyla arz yönlü destekleri devreye alması gerektiğini söyledi.
Tarım sektöründe çiftçiye verilen mazot sübvansiyonlarının artırılması ve destekleme ödemelerinin erkene çekilmesi gibi adımların, kamu bütçesine geçici yük getirse de orta vadede enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacağını ifade etti.
SANAYİ VE İSTİHDAM SORUNLARI
Doç. Dr. Hekim, uygulanan programın sanayide istihdam kaybına yol açtığını belirtti. Bu durumun ekonomi yönetimi tarafından doğal bir sonuç olarak nitelendirilmesini eleştirdi. Türkiye'de sanayi sektörü olgunlaşmadan düşük katma değerli hizmet işlerine geçiş olduğunu ve bunun işsizlik oranlarını maskelese de sanayiyi zayıflattığını açıkladı.
Türkiye'nin AR-GE teşviklerinde üst sıralarda yer almasına rağmen sanayicinin zorlandığını ve verilen desteklerin çıktıya dönüşmediğini söyledi. Bu sorunların aşılması için kamu, iş dünyası ve akademi arasında etkin bir diyalog kurulması gerektiğini belirtti.

