Mustafa Anıklı, Türk futbolundaki yönetim anlayışının uzun süredir değişmediğini savunduğu yazısında, kulüplerin harcama limitleri, yabancı oyuncu kontenjanı, hakem uygulamaları ve disiplin kararları üzerinden eleştiriler sıraladı.
Yazar, futbolun sorunlarına çözüm amacıyla göreve gelenlerin mevcut tabloda sorunları hafifletmek yerine daha da ağırlaştırdığını öne sürdü. Anıklı’ya göre, kulüplerden yükselen itirazlara karşı futbol yönetiminin tutumu “sağır ve dilsiz” kalmak oldu.
LİMİT VE YABANCI KURALI ELEŞTİRİSİ
Anıklı, son iki dönemde Türk futbolunda yaşanan gelişmelerin kamuoyunda “kurtarıcı” olarak görülen bazı isim ve uygulamalara zemin hazırladığını ifade etti. Yazısında, kulüpleri borç yüküne sokanlar ile bu borçların faizini karşılayanların, yetişmiş hakemlerin yerine deneyimsiz isimleri öne çıkaranların da bu algının parçası hâline geldiğini savundu.
Yazar, futbol yönetiminde “istikrar” denildiğinde kuralların sürekli değişmesini kastettiğini belirtti. Kulüplerin harcama limitlerine uyması yönündeki talimatların her yıl defalarca değiştirildiğini yazdı.
Anıklı, yabancı oyuncu kontenjanı nedeniyle sorun yaşayan ya da kural ihlali yapan kulüplerin taleplerinin karşılıksız kalmadığını savundu. Türkiye Kupası’nda fazladan futbolcu yazılabilmesine dönük formül arayışlarının da futbolun ruhu ve adalet anlayışıyla bağdaşmadığını ileri sürdü.
Kulüplerin futbolculara “haklı fesih” gerekçesi verecek uygulamalardan kaçınması ve dövizin gereksiz biçimde yurt dışına çıkmaması gerektiğini vurgulayan Anıklı, buna karşın sözleşmeleri yapan, süreleri planlayan ve daha fazla yabancı oyuncuya kapı açanların da sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
DİSİPLİN SEVKLERİNDE EŞİTLİK TARTIŞMASI
Anıklı, Türkiye Futbol Federasyonu’nun kamuoyunda daha çok disiplin sevkleri ve cezalarla görünür olduğunu savundu. Ancak yazar, bu alandaki uygulamaların da sağlıklı işlemediği görüşünü paylaştı.
Yazıda, sezonun ilk haftasında ihlali bulunduğu belirtilen iki kişiden birinin disipline sevk edildiği, diğerinin ise sevk edilmediği öne sürüldü. Anıklı, temsilcilerin iki tarafla ilgili ihlalleri raporlarına yazdığını, buna rağmen bazı ihlallerin dikkate alınmadığını ileri sürdü.
Anıklı’nın aktardığına göre Fenerbahçe’nin kıdemli yöneticilerinden Mahmut Uslu, “futbolun itibarını zedelemeye” yönelik açıklamalar gerekçesiyle 2,5 milyon lira para cezası ve 15 gün hak mahrumiyeti aldı. Yazar, bu tutarın neredeyse bir daire bedeline karşılık geldiğini belirtti.
Yazar ayrıca Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Beşiktaş yöneticisi Hakan Daltaban ve Konyaspor Başkanı Ömer Atiker’in de aynı gerekçeyle disipline sevk edildiğini yazdı. Anıklı, bu isimler için de Mahmut Uslu’ya uygulanan yaptırıma benzer bir sonucun ortaya çıkabileceği yorumunu yaptı.
TALİMATTAKİ İFADELER HEDEFTE
Anıklı, talimatta Türk futbolunun marka değerine ve TFF’nin kurumsal itibarına zarar verilmesinin; federasyon yöneticileri, kurul üyeleri, müsabaka görevlileri ve TFF mensuplarının tarafsızlığına gölge düşürülmesinin yasaklandığını aktardı. Talimatta, bu kişilerin görevden el çekmesine yönelik ve sportmenlik, spor ahlakı ya da fair-play anlayışına aykırı açıklamaların da yasak kapsamında sayıldığı belirtildi.
Yazar, bu düzenlemenin kapsamını eleştirdi. Hakaret, toplumu ayrıştıran ifadeler veya olay çıkarmaya yönelik sözler söz konusu olduğunda farklı bir değerlendirme yapılabileceğini belirten Anıklı, buna karşılık düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün nasıl sınırlandırılabileceğini sordu.
Anıklı, Anayasa’daki “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” hükmüne atıf yaptı. Yazar, eleştirisinin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu üyelerine değil, söz konusu talimatı hazırlayanlara yönelik olduğunu vurguladı.
KULÜPLERİN SESSİZLİĞİ SORGULANDI
Yazar, futbolun itibarını asıl zedeleyen tarafın eleştiri yapan kulüp başkanları ve yöneticiler mi, yoksa başka uygulamalar mı olduğu sorusunu gündeme getirdi. Merkez Hakem Kurulu’nun yapısı ve deneyimsiz olarak nitelediği hakemler üzerinden kulüplerin sessiz kalmasının beklenemeyeceğini savundu.
Anıklı, futbol kurullarının önce hukuka uygun hâle getirilmesi gerektiğini, ardından kulüplerden düzenli bir işleyiş beklenebileceğini ifade etti. Yazısını, başkanların sesini kesmeye dönük yaklaşımın sorunları büyüteceği; çözümün ise futbolun yaşadığı sıkıntıları giderecek adımlarda aranması gerektiği görüşüyle tamamladı.

