Kaynak metindeki listeye göre günlük dilden silinen 15 eski Türkçe kelime şunlar: yadırgı, göyünmek, işvekar, sayrı, ağnanmak, dilnüvaz, müşfik, martaval, maraz, mutedil, zeval, müstahdem, hüsnüniyet, dubara ve manta. Bu kelimelerin bir bölümü Öz Türkçe, bir bölümü ise Arapça, Farsça, Rumca ve İtalyanca kökenli; kaynağa göre sözcükler bugün günlük konuşma dilinde değil, eski filmlerde, şarkılarda ve romanlarda yaşıyor.
Eski Türkçe kelimeler ve günlük dilden çıkan sözcükler, sosyal medyada zaman zaman gündeme gelen ve “anlamını biliyor musunuz” testlerine konu olan bir başlık. Kaynak metin, birkaç nesil öncesine kadar duyguları tek bir kelimeyle özetleyen bir söz varlığı bulunduğunu, bu kelimelerin bugün büyük ölçüde Yeşilçam filmlerinde, eski şarkılarda ve unutulmuş roman satırlarında kaldığını belirtiyor.
Kaynakta yer alan liste 15 kelimeden oluşuyor: yadırgı, göyünmek, işvekar, sayrı, ağnanmak, dilnüvaz, müşfik, martaval, maraz, mutedil, zeval, müstahdem, hüsnüniyet, dubara ve manta. Aşağıda bu kelimelerin anlamları, kaynakta verilen köken bilgileri, örnek cümleleri ve hangi filmlerle ilişkilendirildikleri yer alıyor.
GÜNLÜK DİLDEN SİLİNEN ESKİ TÜRKÇE KELİMELERİN ANLAMLARI NELERDİR?
Kaynak metindeki listeye göre günlük dilden silinen kelimeler ve anlamları şöyle: yadırgı (yabancı, o yöreden veya aileden olmayan kişi), göyünmek (içten içe yanmak, olgunlaşmak, kavrulmak), işvekar (nazlı, edalı, tatlı şımarıklığı olan kadın veya kız çocuğu), sayrı (hasta, rahatsız), ağnanmak (toprakta veya çimende sırtüstü yatıp yuvarlanmak), dilnüvaz (gönül alan, tatlı sözlü), müşfik (şefkatli, merhametli), martaval (yalan dolan, uydurma laf), maraz (hastalık, illet; mecazen huysuzluk), mutedil (ılımlı, dengeli), zeval (yok olma, bozulma; öğle vakti), müstahdem (hizmetli, personel), hüsnüniyet (iyi niyet), dubara (hile, aldatmaca) ve manta (tuzak, kandırmaca, tezgaha gelme).
Kaynak metin, listeyi “günlük dilden silinen” kelimeler olarak tanımlıyor ve bu sözcüklerin artık Yeşilçam filmlerinde, eski şarkılarda ve unutulmuş roman satırlarında kaldığını ifade ediyor. Liste, kelimelerin anlamlarının yanı sıra çoğunda köken bilgisi ve örnek kullanım cümlesiyle birlikte veriliyor.
Kaynak metnin giriş cümlesinde “unutulmuş 10 kelime” ifadesi yer alıyor; ancak metnin devamında 15 kelime numaralandırılarak sıralanıyor. Bu içerikte numaralandırılmış 15 kelimelik liste esas alındı.
- Yadırgı: Yabancı, o yöreden veya aileden olmayan kişi, el.
- Göyünmek: İçten içe yanmak, olgunlaşmak, güneş veya ateş karşısında kavrulmak.
- İşvekar: Nazlı, edalı, tatlı şımarıklığı ve çekiciliği olan kadın veya kız çocuğu.
- Sayrı: Hasta, rahatsız, sağlığı bozuk olan kimse.
- Ağnanmak: Toprağın veya çimlerin üzerinde sırtüstü yatıp yuvarlanmak, yayılmak.
- Dilnüvaz: Gönül alan, okşayan, tatlı sözlü, gönle ferahlık veren.
- Müşfik: Şefkatli, merhametli, sevecen, koruyup gözeten.
- Martaval: Yalan dolan, uydurma laf; karşı tarafı kandırmak veya oyalamak için sıkılan masal.
- Maraz: Hastalık, illet; mecazen sebepsiz huysuzluk, durduk yere arıza ve hır çıkarma durumu.
- Mutedil: Ilımlı, ne çok sıcak ne çok soğuk olan, aşırıya kaçmayan, dengeli.
- Zeval: Yok olma, bozulma, zarar görme; ayrıca öğle vakti, güneşin tepe noktasına ulaşıp batmaya meyletmesi.
- Müstahdem: Bir iş yerinde, okulda veya konakta hizmet işlerine bakan kişi, hizmetli, personel.
- Hüsnüniyet: İyi niyet, temiz düşünce, dürüst ve art niyet taşımayan tutum.
- Dubara: Hile, düzen, aldatmaca, kandırmaca.
- Manta: Tuzak, kandırmaca, tezgaha gelme; birini tongaya düşürüp zayıf anında yakalama işi.
ESKİ TÜRKÇE KELİMELER İÇİN VERİLEN ÖRNEK CÜMLELER NELERDİR?
Kaynakta kelimelerin çoğu için günlük hayattan örnek cümleler veriliyor; örneğin göyünmek için “Sıcaktan ekinler tarlada göyündü, bu sene hasadı erken alacağız.” cümlesi kullanılıyor.
Yadırgı, sayrı ve ağnanmak için kaynakta verilen örnekler şöyle: “Bizim köyün insanı sıcaktır ama kapıdan giren yadırgıyı da bir bakışta tanır.”, “İhtiyar usta kaç gündür sayrı yatıyor, dükkanın kapısını açan bile olmadı.” ve “Sıcağı gören atlar çayırın ortasında saatlerce ağnandı durdu.”
İşvekar, dilnüvaz ve müşfik için de kaynakta cümle örnekleri bulunuyor: “Küçük torun öyle işvekar ki, dedesine istediği her oyuncağı tek bir tebessümle aldırıyor.”, “Öyle dilnüvaz bir ses tonu vardı ki, ne söylese dinleyenin içindeki sıkıntı uçup giderdi.” ve “Rahmetli Validem, dünyada gördüğüm en müşfik insandı; tek bir canlıyı bile incitmezdi.”
Dubara maddesinde örnek olarak “Yine ne dubaralar çeviriyorsunuz arkamdan? Söyleyin bakalım, neyin peşindesiniz!” cümlesi veriliyor. Film sahneleriyle ilişkilendirilen kelimelerde ise örnekler replik biçiminde aktarılıyor.
ESKİ TÜRKÇE KELİMELER HANGİ KÖKENLERDEN GELİYOR?
Kaynaktaki köken bilgilerine göre listede dört Öz Türkçe kelime bulunuyor; diğer sözcükler Arapça, Farsça, Rumca ve İtalyanca kökenli ya da alıntı köklerle kurulmuş yapılar.
Öz Türkçe olduğu belirtilen kelimeler yadırgı, göyünmek, sayrı ve ağnanmak. Yadırgı, “başka, ayrı, yabancı” anlamına gelen yad kökünden türetilmiş ve yadırgamak fiiliyle aynı kökten geliyor. Kaynak, göyünmek için Eski Türkçedeki köyünmek/göyünmek biçimine ve Orhun Abideleri ile Dîvânu Lugâti't-Türk'e uzanan bir geçmişe işaret ediyor. Ağnanmak Eski Türkçe aġnā-/aŋnā- fiilinden, sayrı ise Eski Türkçe sıġrı/saġrı sözcüğünden evrilmiş; kaynağa göre sayrı zamanla yerini Arapça kökenli “hasta” sözcüğüne bırakmış.
Arapça kökenli olduğu belirtilen kelimeler arasında müşfik (şefkat göstermek kökünden), maraz (hasta olmak kökünden), mutedil (adaletli, denk olmak kökünden), müstahdem (hizmet etmek kökünden) ve hüsnüniyet (güzellik, iyilik ve niyet kelimelerinin birleşimi) yer alıyor. İşvekar, Arapça işve ile Farsça -kār ekinin birleşmesiyle İstanbul Türkçesine kazandırılmış. Dilnüvaz Farsça dil (gönül) ve navāḫten (okşamak) sözcüklerinden türemiş; dubara ise Farsça dū-bāra (iki defa, tavlada iki düşeş gelmesi) teriminden Türkçeye geçmiş.
Kaynak, martaval için Rumca martavalia kelimesinin eski Galata ve Kasımpaşa argo jargonuna yerleştiğini, manta için İtalyanca manto kelimesinin İstanbul denizci ve kumarbaz jargonundan racon dünyasına geçtiğini belirtiyor. Mutedil, hüsnüniyet ve müstahdem gibi sözcüklerin Osmanlı bürokrasi dilinden; işvekar ve dilnüvaz gibi kelimelerin ise edebiyat ve konak sohbetleri dilinden geldiği ifade ediliyor.
- Öz Türkçe kökenli: yadırgı, göyünmek, sayrı, ağnanmak.
- Arapça kökenli veya Arapça köklerle kurulmuş: müşfik, maraz, mutedil, müstahdem, hüsnüniyet, işvekar (Arapça işve + Farsça -kār).
- Farsça kökenli: dilnüvaz, dubara.
- Rumca kökenli: martaval.
- İtalyanca kökenli: manta.
ESKİ TÜRKÇE KELİMELER YEŞİLÇAM FİLMLERİNDE HANGİ SAHNELERDE GEÇİYOR?
Kaynakta yedi kelime belirli Yeşilçam filmleri ve oyuncularıyla eşleştiriliyor: martaval ve manta Yedi Bela Hüsnü (1982), maraz Kanun Namına (1952) ve Sultan (1978), mutedil Şekerpare (1983), zeval Davaro (1981), müstahdem Hababam Sınıfı (1975), hüsnüniyet ise Neşeli Günler (1978) ile ilişkilendiriliyor.
Bu eşleştirmeler ve tırnak içinde aktarılan replikler kaynak metinde bu şekilde veriliyor; içerikte ayrıca doğrulanmadı. Kaynakta martaval ve manta maddeleri, Yedi Bela Hüsnü (1982) filminde Şevket Altuğ'un canlandırdığı Cemal ile Kemal Sunal'ın canlandırdığı Hüsnü karakterleri üzerinden anlatılıyor. Örnek replik olarak martaval için “Bana martaval okuma! Sen kimin mekanına geldiğini sanıyorsun?”, manta için “Aman Hüsnü uyanık ol! Herifler bizi mantaya getirmeye çalışıyor, basma o tuzağa!” veriliyor.
Mutedil için Şekerpare (1983) filminde Şener Şen'in canlandırdığı Komiser Ziyneti ve İlyas Salman'ın canlandırdığı Şekerpare karakterleri öne çıkarılıyor; örnek olarak “Efendiler, hürmette ve harekette mutedil olun!” repliği aktarılıyor. Müstahdem maddesinde Hababam Sınıfı (1975) ve Münir Özkul (Mahmut Hoca) ile Adile Naşit (Hafize Ana) anılıyor; örnek replik “Hafize Ana bu okulun emektar müstahdemidir, ona saygıda kusur etmeyeceksiniz!” şeklinde veriliyor.
Hüsnüniyet için Neşeli Günler (1978) ile Münir Özkul (Kazım Efendi) ve Adile Naşit (Saadet Hanım) eşleştirmesi yapılıyor ve “Biz buraya sırf hüsnüniyetimizle geldik ama sen yine hır çıkarıyorsun!” cümlesi örnek gösteriliyor. Zeval maddesinde Davaro (1981) ile Şener Şen (Sülo) ve Kemal Sunal (Memo) anılıyor; “Sana bir zeval gelmesin ağam!” ve “Bu işin sonu zevaldir!” replikleri aktarılıyor. Maraz maddesinde ise Kanun Namına (1952) ve Sultan (1978) filmleri ile Şener Şen (Bakkal Bahtiyar) ve Türkan Şoray (Sultan) ilişkilendiriliyor; “Durup dururken başımıza maraz çıkarma!” ve “Laf dinlemez marazın tekidir o” cümleleri örnek veriliyor.
- Martaval – Yedi Bela Hüsnü (1982) – Şevket Altuğ (Cemal) ve Kemal Sunal (Hüsnü).
- Manta – Yedi Bela Hüsnü (1982) – Kemal Sunal (Hüsnü) ve Şevket Altuğ (Cemal).
- Maraz – Kanun Namına (1952) / Sultan (1978) – Şener Şen (Bakkal Bahtiyar) ve Türkan Şoray (Sultan).
- Mutedil – Şekerpare (1983) – Şener Şen (Komiser Ziyneti) ve İlyas Salman (Şekerpare).
- Zeval – Davaro (1981) – Şener Şen (Sülo) ve Kemal Sunal (Memo).
- Müstahdem – Hababam Sınıfı (1975) – Münir Özkul (Mahmut Hoca) ve Adile Naşit (Hafize Ana).
- Hüsnüniyet – Neşeli Günler (1978) – Münir Özkul (Kazım Efendi) ve Adile Naşit (Saadet Hanım).
ESKİ TÜRKÇE KELİMELER GÜNLÜK DİLDE HÂLÂ KULLANILIYOR MU?
Kaynağa göre bu kelimeler günlük konuşma dilinde artık kullanılmıyor; ağırlıklı olarak eski filmlerde, şarkılarda ve roman satırlarında yaşıyor.
Kaynak metin, bu sözcüklerin birkaç nesil öncesine kadar duyguları tek bir kelimeyle anlatmayı sağlayan bir söz varlığının parçası olduğunu, bugün ise günlük dilde büyük ölçüde kullanımdan çıktığını belirtiyor. Buna örnek olarak sayrı kelimesinin zamanla yerini Arapça kökenli “hasta” sözcüğüne bırakması gösteriliyor.
Kaynak, kelimelerin bugün bir genç kuşak tarafından büyük ölçüde bilinmediği değerlendirmesini yapıyor ve sözcüklerin Yeşilçam filmleri, eski şarkılar ve unutulmuş roman satırlarında kaldığını ifade ediyor. Metinde bu durum, kelimeleri kullanmayı sürdürenlerin “bu kelimeleri kullanan son 3 kişi kaldık” sözleriyle aktarılıyor.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Günlük dilden silinen kaç eski Türkçe kelime listeleniyor?
Kaynak metnin başlığı 15 kelimeyi işaret ediyor ve metnin devamında 15 kelime numaralandırılmış olarak sıralanıyor. Metnin giriş cümlesinde ise “unutulmuş 10 kelime” ifadesi geçiyor.
Yadırgı ne demek?
Yadırgı, yabancı, o yöreden veya aileden olmayan kişi, el anlamına geliyor. Kaynağa göre Öz Türkçe olan kelime, “yad” kökünden türetilmiş ve yadırgamak fiiliyle aynı kökten geliyor.
Göyünmek ne anlama gelir?
Göyünmek, içten içe yanmak, olgunlaşmak, güneş veya ateş karşısında kavrulmak anlamına geliyor. Kaynak, kelimenin Eski Türkçedeki köyünmek/göyünmek fiilinden geldiğini ve Orhun Abideleri ile Dîvânu Lugâti't-Türk'e uzanan bir geçmişi olduğunu belirtiyor.
Sayrı kelimesi ne demek?
Sayrı, hasta, rahatsız, sağlığı bozuk olan kimse anlamına geliyor. Eski Türkçe sıġrı/saġrı sözcüğünden evrilen kelime, kaynağa göre zamanla yerini Arapça kökenli “hasta” sözcüğüne bırakmış.
Martaval okumak ne demek?
Martaval okumak, yalan dolan söylemek, karşı tarafı kandırmak veya oyalamak için uydurma laflar anlatmak anlamına geliyor. Kelime Rumca martavalia sözcüğünden geliyor ve kaynakta Yedi Bela Hüsnü (1982) filmiyle ilişkilendiriliyor.
Müstahdem kimlere denir?
Müstahdem, bir iş yerinde, okulda veya konakta hizmet işlerine bakan kişi, hizmetli veya personel anlamına geliyor. Kaynağa göre Arapça “hizmet etmek” kökünden türemiş ve Hababam Sınıfı (1975) filmiyle ilişkilendiriliyor.

