Gazeteci Emre Ergül, küresel futbolda yüksek bütçeli transfer dönemlerinin Katar, ABD, Rusya, Çin ve son olarak Suudi Arabistan üzerinden ilerlediğini yazdı. Ergül, Süper Lig’in bu transfer hareketliliğinin yeni adresi olabileceği değerlendirmesini aktardı.
Ergül’ün yazısında yer verilen spor ekonomisti Tuğrul Akşar ise Süper Lig’in yıldız oyuncular için yeni bir kalıcı merkezden çok, ekonomik koşullara bağlı geçici bir “ara durak” niteliği taşıdığı görüşünü dile getirdi.
TRANSFER FURYASININ ÖNCEKİ DURAKLARI
Yazıda, Suudi Arabistan Ligi’nde en yüksek ücret alan beş futbolcu Cristiano Ronaldo, Karim Benzema, Riyad Mahrez, Sadio Mane ve Kalidou Koulibaly’nin sözleşmelerinin Mayıs 2027’de biteceği belirtildi. Ergül, bu oyuncuların sözleşme döneminin ardından ligdeki transfer furyasının yön değiştirebileceği ihtimaline dikkat çekti.
Ergül, yüksek maaşlarla yıldız oyuncu transfer etme eğiliminin yeni olmadığını belirterek 2000’li yılların başındaki Katar örneğini hatırlattı. Arjantinli Gabriel Batistuta, Hollandalı Frank de Boer, Fransız Marcel Desailly ve daha sonra teknik direktörlük kariyeriyle öne çıkan Pep Guardiola’nın Katar Ligi’nde oynadığını aktardı.
Yazıda, ABD’de David Beckham, Thierry Henry ve Robbie Keane’in Major League Soccer ekiplerine transfer olduğu dönem de bu sürecin örnekleri arasında gösterildi. Rusya’da Zenit, Rubin Kazan ve Dinamo Moskova’nın tanınmış futbolcuları kadrolarına katma girişimleri de aynı transfer dalgası içinde sıralandı.
Çin futbolundaki yükselişe ilişkin olarak ise Burak Yılmaz’ın West Ham seçeneği varken Çin Ligi’ne gitmeyi kabul ettiğini anlattığı röportaja yer verildi. Ergül, Çinli bir kulüp başkanının Yılmaz’a, “Westham olmaz, ben devlete söz verdim, seni almadan gitmem” dediğini aktardı. Yazıya göre Çin Ligi’nin büyütülmesi, o dönemde devlet politikası olarak ele alınmıştı.
SUUDİ ARABİSTAN’DAN SÜPER LİG’E
Ergül, bu transfer furyasının son büyük durağının Suudi Arabistan olduğunu yazdı. Veliaht Prens’in 2030 vizyonu çerçevesinde İngiliz yöneticilerin ligde görev aldığı, Portekizli menajerlerin ise futbolcu ve teknik direktör transferlerinde rol üstlendiği ifade edildi.
Yazıda, Suudi kulüplerinin yalnızca 2023 yaz transfer döneminde transfere 1 milyar dolar harcadığı bilgisi de paylaşıldı. Ancak Ergül, Suudi Ligi’nin en yüksek gelirli beş oyuncusunun sözleşmelerinin 2027’de sona erecek olmasının, ligin gelecekteki transfer gücü bakımından önemli bir eşik olabileceğini değerlendirdi.
İngiliz Guardian gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısında da Victor Osimhen, Romelu Lukaku, Dusan Vlahovic, N’Golo Kante, Mason Greenwood ve Muhammed Salah gibi isimlerin transferlerine dikkat çekildi. Söz konusu yazıda, yeni zengin liglerin Avrupa futbolunun geleneksel büyük kulüplerine nakit akışı sağladığı ve Süper Lig’in Avrupa kulüpleri için bir tür “kurtarma fonu” olabilecek son lig hâline gelebileceği yorumu yer aldı.
AKŞAR’DAN KUR ETKİSİ VURGUSU
Tuğrul Akşar, Süper Lig’in mevcut konumunu Suudi Arabistan Ligi’ndeki mali daralma üzerinden değerlendirdi. Akşar, “Suudi Ligi’nin mali daralmasıyla Süper Lig yıldızlar için geçici bir alternatife dönüştü. Ancak bu dönüşüm planlı sermayeye değil, kur etkisine dayandığı için Türkiye yeni bir merkez değil, ara durak” dedi.
Akşar’a göre mevcut transfer hareketliliğinin temelinde ekonomik verimlilikten çok “bilanço illüzyonu” bulunuyor. Spor ekonomisti, maaş sınırı, bağımsız denetim, gelir paylaşımı ve oyuncu yatırım modeli gibi düzenlemelerin hayata geçirilmemesi durumunda Türkiye’deki sürecin de Çin ve Rusya örneklerinde olduğu gibi sönümlenebileceği görüşünü paylaştı.
Süper Lig’in Katar, Çin ve Rusya gibi örneklerden ayrılan tarafına da değinen Akşar, Türkiye’nin köklü kulüpleri, rekabet ortamı ve Avrupa’ya erişimi sayesinde gerçek bir futbol ekosistemine sahip olduğunu söyledi. Buna karşın Akşar, bu kültürün finansal disiplinsizliği örtmeye yetmeyeceğini; yapısal reformların gerçekleşmemesi hâlinde Türkiye’nin de transfer bayrağını devreden ligler zincirine katılacağını belirtti.
AVRUPA’NIN BİLANÇOSU VE BORÇ RİSKİ
Akşar, Avrupa kulüpleri ile Süper Lig arasındaki transfer ilişkisinin ekonomik yönüne de dikkat çekti. “Mekanizma açık: Avrupa yüksek maaşlı oyuncuları satıp nakit akışı sağlarken Türkiye bu oyuncuları alıyor. Klasik merkez-çevre ilişkisinde Türkiye değer transfer ederek rakiplerini besliyor ve Avrupa’nın bilanço temizliğine hizmet ediyor” ifadelerini kullandı.
Spor ekonomisti, Süper Lig’in finansal yapısındaki temel problemin sürdürülebilirlik ve “birikimli negatif özkaynak” olduğunu savundu. Akşar, yüksek gelirlere rağmen bilanço illüzyonu ve kronik borçlanma nedeniyle “Dört Büyükler”in en riskli grupta bulunduğuna dikkat çekti.
Ergül de Süper Lig’in transferde öne çıkma ihtimaline ilişkin değerlendirmesinde, kulüplerin bu dönemi doğru okuması gerektiğini vurguladı. Yazıda, finansal olanaklar genişlerken kulüplerin daha büyük bir mali açığa sürüklenmemesi gerektiği görüşü öne çıktı.

